100

Şia Cevap Veriyor

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haberle gelirse, onu etraflıca araştırın. Yoksa cehalet sonucu bir kavme kötülükte bulunursunuz da sonra işlediklerinize pişman olursunuz.  Hucurat 6

1-Kur'an'ı Kerim'de Hz. Ali'nin Velayeti

Allah Teala, Maide Süresi'nin 55 ve 56. ayetlerinde şöyle buyurmuştur:

انّما وليّکم الله ورسوله والّذين آمنوا الّذين يقيمون الصلاة ويؤتون الزکاة وهم راکعون ومن يتول الله ورسوله والّذين آمنو فإنّ حزب الله هم الغالبون. "Sizin veliniz /emir sahibiniz/, ancak Allah, Resul'ü ve namaz kılıp rükû halindeyken zekât /sadaka/ veren müminlerdir; Allah'ın, Resulü'nün ve iman edenlerin velayetini kabul eden kimseler /bilsin ki/ gerçekten de Allah'ın hizbi /grubu/ galip olanlardır."

İmam Ebu İshak Sa'lebi [1] "El Kebir" adlı tefsirinde kendi senediyle Ebu Zer-i Gaffari'den naklettiği bir hadiste Ebuzer-i Gifari şöyle diyor:

سمعت رسول الله صلّی الله عليه وآله و سلّم بهاتين والا سمّتا ورأيته بهاتين والا عميتا يقول: علیٌّ قائد البررة وقاتل الکفرة منصورٌ من نصره مخذول من خذله. اما انّي صلَّيت مع رسول الله ذات يوم فسأل سائل في المسجد فلم يعطه احد شيئا وکان علي راکعاً فأومأ بخنصره اليه و کان يتختّم بها فأقبل السائل حتی اخذ الخاتم من خنصره فتضرّع النبي صلّی الله عليه وآله وسلّم الی الله عزّ وجلّ يدعوه فقال: اللهم إنّ أخی موسی سألک «قال ربّ اشرح لی صدری ويسّر لی أمری واحلل عقدة من لسانی يفقهو قولی واجعل لی وزيراً من اهلی هارون أخی أشدد به ازری واشرکه فی امری کی نسبّحک کثيرا ونذکرک کثيرا إنّک کنت بنا بصيراً» فأوحيت اليه «قد اوتيت سؤالک يا موسی» اللّهم إنّی عبدک ونبيّک فاشرح لی صدری ويسّر لی امری واجعل لی وزيرا من اهلی عليّاً اشدد به ظهری. قال ابوذر فوا الله ما استتم رسول الله صلی الله عليه وآله وسلّم الکلمة حتی حبط عليه الأمين جبرائيل بهذه الآية: «انّما وليّکم الله ورسوله والّذين آمنوا الّذين يقيمون الصلاة ويؤتون الزکاة وهم راکعون ومن يتول الله ورسوله والذين آمنوا فإن حزب الله هم الغالبون».

 "Ben bu iki kulağımla duydum -yoksa her ikisi de sa-ğır olsun- ve bu iki gözümle gördüm -yoksa her ikisi de kör olsun- ki Resulullah /s.a.a/ şöyle buyuruyordu: "Ali, müminlerin önderi, kâfirleri öldürendir; ona yardım e-den /Allah'tan/ yardım görür; onu yalnız bırakan /Allah tarafından/ yalnız bırakılır."

Biliniz ki ben, Resulullah'la /s.a.a/ birlikte namaz kıl-dığım bir gün, bir fakir mescitte halktan yardım diledi. Ama hiç kimse ona bir şey vermedi. Ali de rükû halinde idi; serçe parmağını ona doğru uzattı; o parmağında yüzük vardı. Fakir gelip parmağından o yüzüğü çıkardı. O zaman Resulullah /s.a.a/, Allah'a yakararak şöyle dua etti:

"Ey Allah'ım, kardeşim Musa sana dua ederek: "Ey Rabbim, benim göğsümü aç; işimi kolaylaştır; dilim'den düğümü çöz de sözümü anlasınlar ve benim kendi ehlim-den kardeşim Harun'u bana yardımcı kıl; onunla beni güçlendir ve onu benim işime ortak kıl da sana çokça tes-pih edip çokça zikir edelim; gerçekten de sen bizim /hâli-mizi/ en iyi görensin", dedi; sen ise ona: "Ey Musa, duan kabul edildi ve istediğin verildi" [2] diye vahyettin. Ey Allah'ım, ben de senin kulun ve Peygamberinim; sen benim de göğsümü aç; işimi kolaylaştır. Bana kendi ehlimden Ali'yi vezir /halife, yardımcı/ karar ver; onunla beni güçlendir."

Ebuzer şöyle diyor: Allah'a and olsun ki, henüz Resu-lullah /s.a.a/ sözünü tamamlamamıştı ki Cebrail-i Emin nazil olup şu ayeti getirdi:

"Sizin veliniz /emir sahibiniz/, ancak Allah, Resul'ü ve namaz kılıp rükû halindeyken zekât /sadaka/ veren müminlerdir; Allah'ın, Resulü'nün ve iman edenlerin velayetini kabul eden kimseler /bilsin ki/ gerçekten de Allah'ın hizbi /grubu/ galip olanlardır." [3]

Bu ayetlerin Hz. Ali /a.s/ hakkında nazil olduğu husu-sunda Şia arasında görüş birliği vardır. Ehl-i Beyt İmam-ları /Allah'ın selamı onlara olsun/ tarafından bu konuda nakledilen rivayetler, birçok muteber Şia kitabında yer al-mıştır. Örneğin:

1- Bihar'ul Envar /Allame Meclisi/  2- İsbat'ul Hudâ /Hürr-i Amuli/  3- Tefsir-i El Mizan /Allame Tabatabai/  4- Tefsir-i El Kâşif /Muhammed Cevat Muğniye/  5- El Gadir /Allame Emini/ vb. çeşitli güvenilir kitap-larda genişçe yer almıştır.

Bu ayetlerin Hz. Ali Hakkında indiği birçok Ehl-i Sün-net âlimi tarafından da rivayet edilmiştir. Biz sadece bu konuya değinen Ehl-i Sünnet tefsirlerinin bir kısmını bura-da getiriyoruz:

1- Zemahşeri'nin "EI Keşşaf' adlı tefsiri, c. 1, s. 649.  2- Tefsir-i Taberi, c. 6, s. 288.  3- İbn-i Cevzi'nin yazdığı "Zâd'ul Mesir fi İlmi't Tef-sir" c. 2, s. 383.  4- Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 219.  5- Tefsir-i Fahr-i Razı, c. 12, s. 26.  6- Tefsir-i İbn-i Kesir, c. 2, s. 17.  7- Tefsir-i Nesefi, c. 1, s. 289.  8- Hesekani Hanefi'nin yazdığı "Şevahid'ut Tenzil" c. 1, s. 161.  9- Suyuti'nin yazdığı 'Dürr'ül Mensur" c. 2, s. 293.  10- İmam Vahidi'nin yazdığı "Esbab'un Nuzul", s. 148.  11- Cessas'ın yazdığı "Ahkam'ul Kur'an" c. 4, s. 102.  12- Kelbi'nin yazdığı "Et-Teshil li Ulum'it Tenzil", c. 1, s. 181.  Bu hadis, Ehl-i Sünnet âlimlerine ait diğer birçok kay-nakta da mevcuttur.          [1] - Ebu İshak Ahmet İbn-i Muhammed İbn-i İbrahim en Nişaburi es Sa'lebi vefatı: 337 /H.K/. İbn-i Hallekan onunla ilgili yukarıdaki bilgilere şunu da eklemiştir: "O tefsirde asrında eşsiz idi. Doğru hadis nakleden ve hadislerine güvenilen bir zattı:'     [2] - Tâ'hâ/25'den 36'ya kadar.     [3] - El Cem'u Beyn'es Sahih'is Sitte, Sahih-i Nesai, Müsned-i Ahmed, İbn-i Hacer /Es-Savaik'ul Muhrika" adlı kitabında/ ve İbn-i Ebi'l Hadid /Şerh-i Nehc'ül Belağa'da nakletmişlerdir./