100

Şia Cevap Veriyor

Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haberle gelirse, onu etraflıca araştırın. Yoksa cehalet sonucu bir kavme kötülükte bulunursunuz da sonra işlediklerinize pişman olursunuz.  Hucurat 6

ŞİA MEZHEBİNE ATILAN 48 İFTİRAYA CEVAP.


Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere körfezin kukla şeyhleri tarafından beslenen bazı internet siteleri öz Muhammedi İslam olan Ehlibeyt (a.s) mektebini karalamak için her gün farklı konularda Şia mektebine ve mensuplarına saldırmaktadırlar. Bu iftira ve töhmetleri için yüklü miktarlarda dolar ve Euro aldıklarını çok iyi bilmekteyiz. Yalnız iftira attıkları mektep öz Muhammedi İslam olduğu için bu o kadar kolay olmamaktadır. Dolayısıyla yüzlerine gözlerine bulaştırmaktadırlar. Attıkları iftira ve yalanlarının bir yerinden mutlaka açık vererek çelişkilere düşmektedirler. Çünkü bazen iddia ettikleri şeyin açık bir iftira olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Ya da savundukları şeyler delilden yoksun, mesnetsiz, belgesiz, mantıksız… saçmalıklardan ibaret olmaktadır. Biz burada bazı sitelerde yer alan ve e-posta aracılığıyla herkese gönderilen bazı okuyucularımızın bizden istediği bu soruların bazılarına kısaca değineceğiz. 
1. “Hz. Peygamberin (sav) vefatından sonra üç kişi hariç herkes İslam’ı re...ddetti: Mikdad, Ebu Zer ve Selman-ı Farisi! (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 134)”Cevap: Hz. Peygamber (s.a.a) efendimizden sonra ümmetin dinden çıktığı konusu hakkında daha önce sitemizde yayınladığımız bu makaleye başvurulabilir: Peygamberden Sonra Üç Dört Kişi Dışında Tüm Sahabe Mürtet Mi Olduhttp://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=295373 
2. “Tüm imamlar makam ve mertebe olarak Hz. Muhammed (sav)’e denktirler. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa: 270)”Cevap: Kainatın efendisi ve en üstün kişisi Hz. Muhammed Mustafa’dır (s.a.a) ondan sonra 14 masum (a.s) gelmektedir. Bunun delilleri Kur’an ve hadislerden ispatlanmıştır. Bu konuda Şii alimler tarafından yazılan itikat kitaplarındaki ismet bölümüne bakılabilir. 
3. “Gerçek Kur’an-ı Kerim’de 17.000 ayet vardır! (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 616)” Cevap: “Hişam b. Salim rivayet eder: imam Cafer Sadık ( a.s) dedi ki: "Cebrail’in Muhammed’e (s.a.a) indirdiği Kuran on yedi bin ayettir" Bu hadisin aslı Süleym bin Kays Hilali’nin yazdığı kitaptan alıntıdır. Kitabın aslında 7 bin geçmektedir. Kaynak olan kitapta 7 bin, ancak alıntı yapılan kitapta ise 17 bin bulunmaktadır. burada net olarak görülen şudur ki hadisi yazan ravinin alıntı yaptığı sırada yanlışlık yaptığı ve bir kelimesini yedi kelimesinin yanına koyduğudur. Bu tür hatalar, imkanların çok kısıtlı olduğu o dönemlerde çok yaygın olduğu gibi şu anda bile bu kadar imkanın artığı dönemlerde bile bu tür hatalarla sıkça karşılaşılmaktadır. Dolayısıyla bu tür yazı hatalarını Şia’nın itikadıymış gibi göstermek kadar çirkin ne olabilir. Şia’nın bu konuda inancını öğrenmek isteyenler Şia’nın kitaplarına bakmaları gerekmektedir. Kur’an-ı Kerim’de kaç ayet olduğunu Şiaların her hangi bir camisine giderek veya evine misafir olarak görebilirsiniz. Dünyanın neresine giderseniz gidin Kur’anlar birdir. Şiaların Kur’an’ı ile Sünnilerin Kur’an’ı arasında hiçbir fark yoktur. Bu Şia mezhebine atılan en çirkin iftiralardan biridir. Bu konuda Şia alimlerin yazdığı Kur’an tefsirlerine başvurulabilir. Çağımızın en büyük alimlerinden olan Allame Tabatabai’nin yazdığı El Mizan tefsiri buna bir örnektir. Ayrıca bu konuda ulum-u Kur’an kitaplarına bakabilirsiniz. Kevser yayınlarında bu tür kitaplar bulunmaktadır. 
4. “Sahabey-i Kirâm (ra) Hz. Ali’nin (ra) ilahi hakkını (vilayet) inkar ederek kafir olmuşlardır. İlk üç halife ve diğer Sahabeler vilayeti kabul etmeyerek kafir olmuşlardır.”Cevap: Sahabelerin kafir olduklarına dair itham Şia’nın mazlumluğuna başka bir kanıttır. Bu konuda şu ana kadar sitemizde bir çok makale yayınladık. Ayrıca birinci maddede adresini verdiğimiz http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=295373 şu makalede buna cevaptır. Ayrıca Ebu Zer Gaffari, Salmanı Farisi, Ammar Bin Yasir, Mikdat El Esved, Osman bin Huneyf, Bilal Habeşi, Ebu Eyyub El Ensari, Cabir bin Abdullah El Ensari, Muhammed bin Ebu Bekir, Huzeyfe, Sabit El Ensari, Usame bin Zeyd, Abdullah bin Abbas, Zeyd Bin Haris… Burada isimlerini zikrettiğimiz sahabelerin tamamı Hz. Ali’nin velayetini kabul etmiş ve ona tabi olmuşlardı… 
5. “Allah ile Ali arasında farklılık. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)”Cevap: Ne demek yani Allah ile Ali arasındaki farklılık? Böyle saçma bir soru mu olur? Cilalul uyun kitabı da kimin kitabı? Biz şu ana kadar ne kitabı duyduk ne de duyana rastladık. Lütfen böyle iftiralara artık bakmayalım ve Şia’nın özünü Şia kitaplarından araştıralım… bu sapkınlar insanları yoldan çıkarmak için her türlü yalan ve iftirayı mubah bilmektedirler. 
6. “Bizler Allah’ın nazarında kullarının gözleriyiz ve tüm insanlık için nihai otoriteyiz. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 145)” Cevap: Evet peygamberler ve masum imamlar Allah’ın yeryüzündeki hüccetleri ve temsilcileridir bundan doğal ne olabilir?! İmamet, nübüvvetin tamamlayıcısıdır. Arasındaki tek fark onlara vahiy inmez. Peygamber şeriatını getirir ve ömrü yettiğince açıklar, daha sonra açıklama ve beyan etme sırası, sırasıyla 12 imama geçer. Onlar dine bir şey katmazlar, bir şey çıkarmazlar. Tam tersi dinden bir şeyler çıkarmak ve katmak isteyenlere karşı vardırlar… Dini bu anlamda korudukları için şu ana kadar ki 11 imamın tamamı da şehit edilmiştir… Bu konuda Şialar tarafından kaleme alınan akait kitaplarındaki imamet bölümlerine bakılabilir. 
7. “Kur’an-ı Kerim’in tam bilgisine İmamlar hariç kimse sahip değildir. (Usûl-u Kâfi, 1, Sayfa 228)”Cevap: Kur’an-ı Kerim’in tam bilgisine elbette ki Allah Resulü ve Ehlibeyti tam olarak vakıftırlar. Peygamber ve Ehlibeyti dışında ben tam anlamıyla Kur’an’a vakıfım diyen birine rastladınız mı? Kur’an açıkça şöyle buyurmaktadır: فَسْلُوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ “Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun. (Enbiya, 7)” Allah’ın Zikir Ehlinden sorun dediği kimlerdir? Bunu bizzat peygamber efendimiz defalarca “Ben ilmin şehriyim, Ali’de kapsıdır” buyurmuştur… bunun dışında onlarca hadis bulunmaktadır. ayrıca: وَ ما يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللَّهُ وَ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ… “Halbuki Onun tevilini ancak Allah ve İlimde derinleşenler bilir. (Al-i İmran, 7)”İlimde derinleşenler kimlerdir? Bunlar kısa bir araştırmanın ardından herkes tarafından bilinebilecek gerçeklerdir. İlimde derinleşenler Peygamber efendimizin Ehlibeytidir…. Kur’an’ın kendisi bunlara şahitlik etmektedir. Bilmeyen insanların kafasını bulandırmak için bir çok Sünni aliminin bile kabul ettiği bir hakikati yokmuş gibi getirmek ne kadar da çirkin bir durumdur... 
8. “Bidat”; Allah (cc) haşa yalan söylüyor. (Türkiye’deki Şii Caferiler de dahil tüm Şiilerin en temel eseri olan Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 148)”Cevap: Elimizde Usul-u Kafi bulunmakta, ancak bidat kelimesi ile ilgili bir şey bulamadık. Sorudan ne amaçlanıyor anlaşılmıyor. Bizim bildiğimiz bir şey var o da şudur. Bu sorular vahabi selefiler tarafından Arapça ve İngilizce olarak Suudi Arabistan tarafından hazırlatılarak çeşitli dillere tercüme edildi. Her dile tercüme edildiğinde o dille alakalı bazı şahısların ismi de aralara sıkıştırılarak kendilerininmiş gibi gösterildi. O yüzden soruyu hazırlayan (Amerika ve Suudi Vahabiler tarafından kurulan) bu “…” site yetkilileri bile buradaki soruların mahiyetini bilmemektedirler!! 
9. “Hz. Ebubekir (ra) öldüğü sırada kelimeyi (şehadet) söyleyemedi! (Israr-ı Muhammed, Sayfa 211)”Cevap: Ebu Bekir’in öldüğü sırada kelimeyi şahadeti söyleyip söyleyemediğini biz bilmiyoruz. Eğer bu konuda sağlam kaynak ve hadisler varsa ona bir şey demiyoruz. Ancak bir insanın ne kadar imanlı olduğu ve Peygambere ne kadar bağlı olup onun yolunda sadık kaldığı konusu incelenirse kimin nasıl öldüğü ve ölebileceği ortaya çıkar. Herkes amellerine göre ölür. Kimisine Azrail (a.s) çok şiddetli ve azaplı gelir kimilerine de güllük gülistanlık… o yüzden Ebu Bekir veya başkalarının nasıl öldüğünü bilmek istiyorsak az çok onun bu din ve mektebe bağlılığına bakmak gerekir. Bunu da unutmamak gerekir ki Ebu Bekir sıradan bir sahabeydi. Ne peygamber ne de masumdu. O yüzden bir çok hatalara duçar olmuş ve af dilemiştir. Bunlar tarih kitaplarında kayıtlıdır. Dolayısıyla masum olmayan birisi hata yapabilir ve günaha düşebilir. Resulullah’ın ashabı olmak kişiyi korumaz hatta çocuğu olmak bile korumaz. Önemli olan Allah için ne yaptığı ve sonuna kadar sadık kalıp kalmadığıdır… 
10. “Kaimimiz (12. İmam) kalktığında, Humira (Hz. Ayşe) mezarından kaldırılacak ve Muhammedin (sav) kızı Fatıma’nın intikamını almak için kırbaçlanarak cezasını çekecek. (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 108)”Cevap: Yukarıda da belirttiğimiz gibi el şafi diye bir kitaptan haberimiz yok. Ayrıca imam Mehdi (a.s) geldiğinde neler yapacağı bazı kitaplarda tafsilatlı bir şekilde açıklanmıştır. Bu konudaki kitaplara başvurabilirsiniz. Burada da durum bir önceki konuyla aynıdır. Eğer gerçekten Ayşe iyi bir kadındıysa ve Resulullah’a yakışır bir hanım idiyse böyle bir şeyin olması söz konusu olmaz. Ama eğer gerçekten onun yüzünden peygamber efendimiz incinmiş ise, ona saygısızlıklarda bulunmuş ise, onun yüzünden binlerce sahabe yoldan çıkmış ve zamanın imamına karşı baği olarak isyan etmişlerse ve binlerce masum insan ölmüşse ve bu gerçekten olmuş ve şüphe duyulmayacak bir şey ise ister istemez dinin sahibi olan Allah bunun için bazı şeyleri düşünmüştür. Ama eğer böyle bir şey tarihte yaşanmamışsa ve bunlar bazı tarihçilerin uydurması ise o zaman böyle olmaz tabii ki. Ayrıca eğer böyle bir şey olmuşsa bile Hz. Mehdi’nin bu ameliyle ne amaçlanmaktadır, maslahata uygun mudur ve gerçekten gerçekleşir mi, gerçekleşmez mi bunlara karar verecek elbette Allah’ın o dönemdeki yeryüzündeki hücceti olan Hz. Mehdi Allah’ın dilemesiyle karar verecektir. Bu konuda bize bir şey düşmez. Biz kimiz ki Allah’a ve hüccetine teklif tayin edelim?! Hz. Abdulmuttalib’in Ebrehe ordusu için söylediği gibi dinin sahibi kendi Kabe’sini korur… biz kimiz ki onlar adına yapar veya yapmaz diyelim… bu bir gerçek ki Allah insanları imtihan etmek için yarattı. Ve bu konuda kimseye bir ayrıcalık tanımadı. Herkes yaşayıp imtihan olacak. Burada da Ayşe istisna tutulmamıştır. Ayşe de bizler gibi bir insandır ve Allah tarafından korunmuyordu. O da bizler gibi hata yapabilir ve konumundan kötü bir şekilde yararlanarak bir çok insanın bozulmasına neden olabilir…
11. “Ali İlahtır! (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)”Cevap: Bu ne yaman bir iftiradır böyle!! Bunlara insan bile demek inanın içimizden gelmiyor. İnsan iftira attığı zaman bile en azından kılıfına uydurur. Tam bir aymazlık bu. Ehlibeyt imamlarının onları ilah bilen gulatlara verdikleri cevaplar ve onların kafir oldukları, bulundukları yerde öldürülmeleri… gibi bir çok emirleri vardır. Yani kim onlar için böyle bir yakıştırmada bulunursa onların kafir olduklarını ve öldürülmelerini imamlar emretmektedir… bu sizin için yeterlidir herhalde. Bu konuda bu makaleyi okuyabilirsiniz:http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=309967 
12. “Allah (cc)’ın (varlığının hücceti) bilinmesinin yolu İmam olmaksızın tesis edilemez. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 177)”Cevap: Usul-u Kafide böyle bir hadisten haberimiz yok. Eğer varsa bile buradaki amaç onların vasıtasıyla insanlara Allah’ın varlığı tam anlamıyla anlatılabilir. Öğrenilebilir. Bir öğretmen gibi, bir bilen gibi. Bizler kendi çabamızla okuma yazma bile öğrenemiyoruz, bir üstat olmadan matematik, edebiyat, fizik, kimya… öğrenemiyoruz, gerçek anlamda bir üstat olmadan Allah’ı öğrenmek ve Onu tanımak mümkün olabilir mi?! bu gayet doğaldır. Bizler şu anda bile çok önemli dini konularda alimlere müracaat etmekteyiz. Neden? Doğrusunu doğru kaynağından öğrenmek için… Peygamberler ve imamlar yeryüzünde Allah’ın hüccetleridir. İster istemez hakkıyla bize Allah’ı sadece onlar anlatabilir ve tanıtabilirler. Bu konuda İmam Seccad’a (a.s) ait olan Sahife-i Seccadiye kitabındaki duaları, Kumeyl duası, münacat-ı Emirilmüminin Hz. Ali, münacatı Şabaniye dualarını tavsiye ediyoruz… Eğer buradaki dualara dikkat edilirse Allah’ı nasıl tanıdıkları, nasıl yakardıkları, nasıl dilekte bulundukları, nasıl bizlere dualar aracılığıyla yollar gösterdikleri… ortaya çıkar. 
13. “Sarhoş Hulafay-i Raşidin için Kur’an’da değişiklik yapılmıştır. (Kur’an Tercümesi, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 479)”Cevap: Bu cümleden hiçbir şey anlamadık. Burada ne denilmek istenmektedir, kasıt nedir ?belli değildir. Eğer okuyucularımızdan bir şey anlayan varsa bize bildirmelerini rica ediyoruz. Ona göre cevap verelim. Ayrıca verilen kaynaktan hiçbir şekilde haberdar değiliz. Kimdir, necidir, Şia mıdır, Sünni midir, hangi amaçla böyle bir şey demiştir, kaynağı nedir, gerçekten böyle bir insan var mıdır?… bilmiyoruz. Farz edelim böyle birisi var ve Şia’dır. Ne olacak? Bu şahıs şimdi Şia mezhebini mi temsil etmiş olacak?! Yani böylesine abuk sabuk şeylerle insanları aldatmaya çalışan bu tür internet sitelerine pes diyoruz. Bizler Kur’an-ı Kerim’in tahrif olmadığına ve kıyamet gününe kadar bozulmayacağına inanmaktayız. Bunu Hulafay-ı Raşidin bile değiştiremez… 
14. “Şeytan camide Ebu Bekir’e sadakat yemini edenlerin birincisiydi. (Israr-ı Muhammed, Sayfa 30)”Cevap: Şeytan’ın Ebu Bekir’e sadakat yemini edip etmediğini bilmiyoruz. Bilemeyiz de. Bunu Şeytana sormak gerekir. Ancak bu tür iddiaların sağlam kaynaklardan getirilmesi gerekir. Ayrıca bu tür konuların matrah edilmesi ve gündeme getirilmesinin sebebine bakmak gerekir. kimsenin duymadığı, bilmediği, ne dünyasına ne ahretine faydası olmayan şeyleri konuşmak, kimin söylediği, ne için söylediğini bilmediğimiz, doğruluğunun bile şüphe konusu olduğu şeyleri gündeme getirmek herhalde Şeytanın bile yapmadığı bir şeydir. Bunun adı ancak İslam düşmanlığı, Müslümanlar arasında fitne çıkarmak ve Allah resulüne ümmetini bölme teşebbüsünden dolayı düşmanlıktır… 
15. “Hz. Muhammed (sav)’i hanımları olan Hz. Ayşe (ra) ile Hz. Hafsa (ra)’nın zehirlediği iftirasını atmaları. (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 118)”Cevap: Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) zehirlendiği konusu tarihte geçen konulardandır. Bu konuda Tabari, Yakubi… tarih kitaplarına bakılabilir. Tarihte eğer böyle bir şey varsa bunu söylemek iftira değildir. Tarihi incelemekte herkesin boynunun borcudur. Hakkı ve hakikati öğrenmek isteyenler mutlaka tarihe bakmalıdır ki kimin ne olduğu ortaya çıksın, kim gerçekten Resulullah için ölmekteydi, kim din için can vermekteydi, kim ona bağlı ve sadıktı, kim hain, kim münafıktı… bunlar ancak tarih incelenirse ortaya çıkar. Ama tarafsız ve ilk el kaynaklara bakmak gerekir. Bunu da bilmek gerekir ki bu konudaki tarih kitaplarının neredeyse tamamını Sünniler yazmıştır… ancak zehirlenme konusu daha farklı nakledilmiştir. Burada iddia edildiği gibi değildir… ayrıca verilen kaynak bilinmemektedir. Belki de böyle bir kaynak hiç yoktur. veya yazarı sünnidir. Böyle ne olduğu bilinmeyen kaynaklar hiçbir zaman ölçü olamaz.
16. “İmamlar İlahtır. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 85)”Cevap: Bu konuya yukarıda değinmiştik.
Kolommen: 1
17. “İmam ölüm saatini bilir ve ölümü onun kontrolü altındadır! (Şiilerin en muteber kitabı Us’ul el Kâfi, Cilt 1, Sayfa 258)”Cevap: İmamlar değil, gerçek takvalı insanlar bile ölüm saatini bilmektedirler. Az çok dinle iç içe olan biri bunlardan haberdar olur. Ancak vahabi selefi türü din dışı oluşumlar dinin kabuğundan haberdar oldukları için böyle şeyleri bilmezler. Biz şu anda Kum kentinde bu şekilde olan en az yirmi kişi tanıyoruz. Gerçek takva sahibi kişiler bazı şeyleri Allah’ın dilemesiyle bilirler. Bu abartılacak bir durum değildir. Hatta bu çok sıradan bir şeydir. İslam alimlerinin hayatlarını inceleyecek olursanız bir çok İslam alimi ölmeden önce ne zaman öleceğini ve nasıl öleceğini açıklamışlardır. Bu konuda bir çok kaynak bulunmaktadır. Eğer bunu takvalı alimler biliyorsa imamlar hayli hayli bilir. Bunda şüphe yoktur. çünkü onlar Kur’anın tabiriyle ismet sahibi ve pak insanlardır. Günah işlemeyen Allah’a yürekten bağlı olan kamil insanlar oldukları için bunlar çok basit ve sıradan şeylerdir…
18. “Pakistan hakiki Kur’an-ı Kerim’de bahsedilmiştir, şimdiki Kur’an anlamsızdır. (Hazar Tümhari Das Hamari, Sayfa 554)”Cevap: Buradan da ne denilmek istendiği açık değildir. Eğer buradaki kasıt Kur’an’ın tahrifi konusu ise Kur’an-ı Kerim’in tahrif olmadığına dair bu kaynağa bakabilirsiniz:http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=315325 
19. “Hz. Ömer (ra)’in kafirliği hakkında şüpheye düşmek küfürdür! (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 63)” Cevap: Önceden de dediğimiz gibi Cila’ul-Uyun diye bir kitabın varlığından haberimiz yok. Böyle bir kitap var mı, varsa kime ait hiçbir bilgimiz yok. Ancak bunu biliyoruz ki Şia’nın muteber bildiği kabul ettiği böyle bir kitap bulunmamaktadır. Meçhul bir kitabın iddiasına biz değil Ömer’i sevenler cevap vermelidir. 
20. “Abdullah İbni Sebe İmamet’in zorunlu olduğunu savundu ve Hz. Ali (ra)’nin gerçek ilah olduğunu iddia etti. (Envar-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa 234)”Cevap: Abdullah İbn Sebe, Yahudilerin bazı Sünniler eliyle öz Muhammedi İslam olan Şia mektebini yıkmak için uydurup kitaplarında yer verdikleri hayali bir insandır. İmamet konusunu incelemek isteyenler bu konuda Şia’nın muteber alimleri tarafından kaleme alınan imamet kitaplarına başvurabilirler. Ayrıca bu konu hakkında bu makaleye başvurabilirsiniz:
http://abna.ir/data.asp?lang=10&Id=208145.